Yorumlar düzgün bir Türkçeyle, sitenin içeriğine ek bir değer katacak şekilde yazılmış olmalıdır.
Yorumun başlığı ana fikri net bir şekilde vermeli, yorumu diğerlerinden ve benzerlerinden ayırmalıdır.
Genel telif hakki kuralları yorumlar için de geçerlidir. Üç cümleyi aşmaması gereken doğrudan alıntılar için mutlaka kaynak belirtiniz.
Bütün yorumlar onaylanmadan önce kontrol edilir. Konuyla ilgisiz ya da reklam veya uygunsuz kelimeler içeren yorumlar silinir.
Balık ve bitki sayfalarında sadece bilgi verici yorumlar onaylanır. Bu sayfalarda ancak yeni bir fikir veya bilgi içeren, sayfanın içeriğine ek değer katan yorumlar yayınlanır.
#1xxxxl tarafından 1 Haziran, 2011 - 15:10 tarihinde gönderildi.
Hangi küçük canlıların akvaryumlarda sürdürülebilir bir şekilde yaşatılabileceği özellikle doğal akvaryumlar için çok önemli bir konu. Benim sürdürülebilir şekilde bir arada yaşatabildiğim canlılar:
Cüce karideslerin bir bölümü lepisteslere yem olsa da bir bölümü sık bitkilerin arasında büyüyüp çoğalabiliyor. İlk nesil karidesler daha yavaş çoğalırken sonraki nesiller gerek davranış biçimi (saklanma, beslenme vs.) gerekse fiziksel dirençlilik açısından akvaryum şartlarına daha iyi adapte oluyorlar (doğal ve suni seleksiyon).
Cüce karides, meksika karidesi (Hyalella azteca), posthorn ve minare salyangozları, Ancistrus, Dario dario
Dario dariolar yetişkin meksika karideslerini yiyemeyecek kadar küçük balıklar. Bu önemli, çünkü benim gözlediğim kadarıyla meksika karidesleri cüce karidesler gibi akvaryum şartlarında balıklardan kaçma ve saklanma davranışı geliştiremiyorlar.
Cüce karides,su piresi, meksika karidesi (Hyalella azteca), posthorn ve minare salyangozları, Ancistrus
Dario dario gibi bir balık olmayınca akvaryumda su pireleri bile çoğalabiliyor.
Yeterince kumu ve saklanma yeri olan akvaryumlarda tubifex kurtları da yenebilir. Bu kurtlar kumda yayılarak çoğalabiliyorlar. Cüce beta veya guruldayan cüce gurami gibi küçük balıkların yaşadığı doğal akvaryumlarda once tubifex çoğaltmak denenebilir. Fakat sürdürülebilir bir nüfus kurabilirler mi bilemiyorum.
Bir başka ilginç ekosistem modeli de uzak doğudaki kombine tavuk ve balık çiftlikleri. Tavukların dışkıları ızgara şeklindeki bir tabandan doğrudan balık havuzuna boşalıyor. Tavuk dışkısıyla gübrelenen suda planktonik yeşil yosunlar çoğalıyor, dolayısıyla da bu yosunlarla beslenen su piresi gibi kabuklu canlılar. Balıklar da su piresiyle besleniyor. Sonuçta havuza tavuk gübresi atarak balık yetiştirmiş oluyorsunuz.
Bu modelin bir benzeri de Cekoslovakya’da hemen her kasabada bulunan ördekli havuzlar. Ördek gübresiyle su pireleri çoğalıyor, o yüzden de çok iyi organize olmuş yerli balık üreticileri hiç canlı yem sıkıntısı çekmiyorlar; en azından belli aylarda. Bu havuzları zamanında her nedense dönemin kraliçesi Maria-Thereza yaptırmış.
Popüler akvaryum kitapları sulak ekosistemlerde besin zincirini oluşturan küçük canlılar konusunda genellikle çok yetersiz kalıyorlar. Tatlısu ekolojisiyle ilgili daha bilimsel kitaplara bakmak gerekiyor. Neyse ki “the Biology of Lakes and Ponds” (Brönmark, Hansson) gibi bazı kitaplar sadece biyologların değil herkesin sıkılmadan okuyabileceği bir dille yazılmış.
Besin zincirinin çok önemli halkalarını oluşturan türlü su böceklerinin ve sineklerinin hayatı kısmen karada, kısmen de suda geçiyor. Dolayısıyla daha çeşitli bir besin zinciri kurabilmek için bu canlıları da araştırmak gerekiyor. İdealde doğal akvaryumlar sera içinde diğer küçük canlıların da yaşadığı bir bahçenin yanında olmalı.
Bir de tabi her akvaryumda, özellikle de güneş ışığı alanlarda kendiliğinden oluşan yosunlar, mantarlar, protozoalar ve rotiferler var. Örneğin Java moss gibi bitkilerin veya kuru yaprakların arasında çoğalabilen bu tür canlılar benim yarı doğal akvaryumlarımdaki vahşi kakadu yavrularının bir bölümünün büyümesi için yeterli olmuştu. Bu şekilde yetişen yavrular suni olarak artemia pompalanan yavrulardan çok daha dirençli oluyor, sonraki nesillerde çok daha iyi yavru yetiştirebiliyorlar.
Sahte Yamler
çanlı yem denilen beyaz (kan kurdu değil) canlı yemler zadece içinde kapanmış ve cansızlarmış. Sadece suda açılıyorlarmış.
doğal akvaryumlar için önemli bir konu
Hangi küçük canlıların akvaryumlarda sürdürülebilir bir şekilde yaşatılabileceği özellikle doğal akvaryumlar için çok önemli bir konu. Benim sürdürülebilir şekilde bir arada yaşatabildiğim canlılar:
Cüce karides (Neocaridina sp.), posthorn ve minare salyangozları, Ancistrus (cüce vatoz), lepistes
Cüce karideslerin bir bölümü lepisteslere yem olsa da bir bölümü sık bitkilerin arasında büyüyüp çoğalabiliyor. İlk nesil karidesler daha yavaş çoğalırken sonraki nesiller gerek davranış biçimi (saklanma, beslenme vs.) gerekse fiziksel dirençlilik açısından akvaryum şartlarına daha iyi adapte oluyorlar (doğal ve suni seleksiyon).
Cüce karides, meksika karidesi (Hyalella azteca), posthorn ve minare salyangozları, Ancistrus, Dario dario
Dario dariolar yetişkin meksika karideslerini yiyemeyecek kadar küçük balıklar. Bu önemli, çünkü benim gözlediğim kadarıyla meksika karidesleri cüce karidesler gibi akvaryum şartlarında balıklardan kaçma ve saklanma davranışı geliştiremiyorlar.
Cüce karides,su piresi, meksika karidesi (Hyalella azteca), posthorn ve minare salyangozları, Ancistrus
Dario dario gibi bir balık olmayınca akvaryumda su pireleri bile çoğalabiliyor.
Yeterince kumu ve saklanma yeri olan akvaryumlarda tubifex kurtları da yenebilir. Bu kurtlar kumda yayılarak çoğalabiliyorlar. Cüce beta veya guruldayan cüce gurami gibi küçük balıkların yaşadığı doğal akvaryumlarda once tubifex çoğaltmak denenebilir. Fakat sürdürülebilir bir nüfus kurabilirler mi bilemiyorum.
Bir başka ilginç ekosistem modeli de uzak doğudaki kombine tavuk ve balık çiftlikleri. Tavukların dışkıları ızgara şeklindeki bir tabandan doğrudan balık havuzuna boşalıyor. Tavuk dışkısıyla gübrelenen suda planktonik yeşil yosunlar çoğalıyor, dolayısıyla da bu yosunlarla beslenen su piresi gibi kabuklu canlılar. Balıklar da su piresiyle besleniyor. Sonuçta havuza tavuk gübresi atarak balık yetiştirmiş oluyorsunuz.
Bu modelin bir benzeri de Cekoslovakya’da hemen her kasabada bulunan ördekli havuzlar. Ördek gübresiyle su pireleri çoğalıyor, o yüzden de çok iyi organize olmuş yerli balık üreticileri hiç canlı yem sıkıntısı çekmiyorlar; en azından belli aylarda. Bu havuzları zamanında her nedense dönemin kraliçesi Maria-Thereza yaptırmış.
Popüler akvaryum kitapları sulak ekosistemlerde besin zincirini oluşturan küçük canlılar konusunda genellikle çok yetersiz kalıyorlar. Tatlısu ekolojisiyle ilgili daha bilimsel kitaplara bakmak gerekiyor. Neyse ki “the Biology of Lakes and Ponds” (Brönmark, Hansson) gibi bazı kitaplar sadece biyologların değil herkesin sıkılmadan okuyabileceği bir dille yazılmış.
Besin zincirinin çok önemli halkalarını oluşturan türlü su böceklerinin ve sineklerinin hayatı kısmen karada, kısmen de suda geçiyor. Dolayısıyla daha çeşitli bir besin zinciri kurabilmek için bu canlıları da araştırmak gerekiyor. İdealde doğal akvaryumlar sera içinde diğer küçük canlıların da yaşadığı bir bahçenin yanında olmalı.
Bir de tabi her akvaryumda, özellikle de güneş ışığı alanlarda kendiliğinden oluşan yosunlar, mantarlar, protozoalar ve rotiferler var. Örneğin Java moss gibi bitkilerin veya kuru yaprakların arasında çoğalabilen bu tür canlılar benim yarı doğal akvaryumlarımdaki vahşi kakadu yavrularının bir bölümünün büyümesi için yeterli olmuştu. Bu şekilde yetişen yavrular suni olarak artemia pompalanan yavrulardan çok daha dirençli oluyor, sonraki nesillerde çok daha iyi yavru yetiştirebiliyorlar.